Donanım Araçları 1 kartal ve insan…
Nis 28

Sürücü (Compact Disk-Read Only Memory ) Ve ’lar

Sürücüler:
Son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanan veri depolama birimidir. Bir CD’de yaklaşık 24 ciltlik bir ansiklopedideki tüm bilgiler saklanabilir. Bir program yüklerken 40 disketin takılıp çıkarılması yerine ’lar tercih edilir. CDROM’lar özellikle çok büyük yer kaplayan çoklu ortam (Multimedia) bilgilerini (ses, video, resim, animasyon) içeren yazılımlar için zorunludur. üzerindeki bilgiler silinip değiştirilememektedir. Ancak günümüzde defalarca (yaklaşık 3000 kez) yazılıp silinebilen CD-RW’ lerde mevcuttur. Yazılabilir ’lara yazıcılarla kopyalama yapılmaktadır. sürücülerde müzik CD’leri de dinlenebilir. Bir CD sürücü alırken veri transfer hızı büyük olanlar tercih edilmelidir. Günümüzde yaygın olarak 50 hızlı sürücüler satılmaktadır. Standart bir ’a 650 MB veri depolanabilir. Son yıllarda yapılan çalışmalarla 700 MB veri depolanan ’larda yaygınlaşmıştır. Kapasite olarak 1 MB, resimsiz kalın bir roman kadardır. Kapasitesi düşünülerek kıyaslanırsa, bir CDROM’a 20 cilt kalınlığındaki bir ansiklopedi depolanmaktadır. Bu ansiklopediler ses, resim, video görüntü, animasyon ve grafik (çoklu ortam) özellikleri de içermektedir. Disketlere ve sabit diske veriler manyetik olarak kaydedilir. Verilerinizin bozulmaması için disketlerinizi manyetik ortamdan uzak tutunuz. ’lardaki veriler optik olarak kaydedilirler. Kolay bozulmazlar. ’lardaki verilerin korumak için çizilmemesine dikkat etmek gerekir. sürücü varsa hard diskten sonraki en son sürücünün adını alır. Örneğin: hard disk c ve d ise, sürücü e ile belirtilir. Bunların yanında lazer disk sürücüsü, video, kamera, mikrofon, televizyon ve radyo’da giriş birimi olarak kullanılmaktadır.


(Compact Disk-Read Only Memory/Kompakt Disk-Salt Okunur Bellek):
CD rom’lar, bazı özel durumlar dışında verilerin sadece okunabildiği ortamlardır. Bu özel durumlar, okunur/yazılır CD’ler ve kayıt cihazlarıdır. CD rom’lar özellikle çoklu ortam uygulamalarının en gözde elemanıdır. Bir CD rom içerisine büyük bir ansiklopediyi ya da yüzlerce oyunu sığdırmak olanaklıdır. CD rom’lar görünüş bakımından plakları andırmaktadır. Kapasiteleri ise, disketlerin çok üstünde olup 650 – 700 MB’a kadar varmaktadır. Bilgisayarlarda kullanılan CD rom’lar müzik setlerinde bulunan CD’ler ile çok benzer olmalarına rağmen, aralarında bazı farklar vardır. Bu farklar;
•CD rom üzerinde hata bulma ve düzeltme özelliği vardır. CD’lerde bu özellik yoktur.
•CD rom’ların üzerine çeşitli veriler yani resim, film, metin ve ses gibi bilgiler sayısal olarak kaydedilir.. CD’lere sadece müzik de kaydedilebilir. Birçok CD rom sürücüye CD takılarak müzik dinlenebilir.

’un Okunması:
CD rom’lardaki bilgilere, bilgisayar üzerindeki CD rom sürücüleri aracılığıyla erişilir. CD rom üzerinde veriler, yani 0 ve 1 dizileri, bir grup girinti ve çıkıntı ile gösterilir. Bu girinti ve çıkıntılar, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktür

Sabit Bir Hızla Dönen CD Rom Üzerinde Okuma İşlemi Su Şekilde Gerçekleşir:
•lazer okuyucu kafa bir isin demeti yollar.
•bu isin, kafa üzerindeki bir dizi mercek yardımı ile CD üzerinde belli bir alana odaklanır.
•lazer isini, CD’nin plastik kaplamasından geçerek alüminyum tabaka üzerindeki girinti ve çıkıntılardan yansıtılır. Işın, girintiler tarafından kötü, çıkıntılar tarafından iyi yansıtılır.
•yansıyan ışın elektriksel sinyallere çevrilir.
•yorumlanan elektriksel sinyaller, verilere dönüştürülerek bilgisayara yollanır.

1.3.2 Çıkış Birimleri

1.3.2.1 Sürücü ( Driver) Ve Disketler

Disketler:
Disketler, bilgisayarda bilgi kaydetmek ve taşımak için kullanılır. Bir zamanların tek sabit kayıt ortamları olduğu düşünülürse, bilgisayarda çok önemli bir yer tuttukları söylenebilir. Disketler sabit disklere göre çok yavaştırlar. Bilgisayarlarda en yaygın kullanılan disketler, 3.5″ 1.44 MB’lık olanlardır.

Türleri
Disketler kapasite, yüzey sayısı ve yoğunluklarına göre çeşitli türlerdedir. Bu türler söyle sıralanabilir: 720 KB’lık : çift yüzeyli (double sided), çift yoğunluklu (double density) DS/DD 1.44 MB’lık: çift yüzeyli (double sided), yüksek yoğunluklu (high density) DS/HD 2.8 MB’lık: çift yüzeyli (double sided), geliştirilmiş yoğunluklu (extended density) DS/ED

Sürücüler
Disketler üzerindeki işlemler (okuma/yazma), sürücüler tarafından gerçekleştirilir. sürücü içinde, bir kafa mekanizmasına bağlı iki adet okuma/yazma kafası vardır. Bu okuma/yazma kafaları bir motor yardımıyla hareket ettirilir. Sürücüye takılan disketin iki yüzünü, iki kafanın aynı anda taramasıyla okuma/yazma işlemi yapılır. Disketin manyetik kaplama yüzeyine kayıt yapmak için mfm (modified frequency modulation/değiştirilmiş frekans modülasyonu) yöntemi kullanılır. Bu yöntemle veri hücrelerindeki manyetik yapı değiştirilir. Veri, hücrelerde bir değişiklik olup/olmaması ile tanımlanır. Bu manyetik yapı değişiklikleri okuma/yazma kafası tarafından elektrik sinyallerine çevrilir. sürücü üzerinde bulunan kontrol devresi, bu sinyalleri sürücü arabirimine yollar.
Her bilgisayarda bir sürücü bulunması gerekir. Farklı kapasite ve şekilde sürücüler vardır. Bunlar;
360 KB, 5,25″ sürücü
1.2 MB, 5,25″ sürücü
720 KB, 3,5″ sürücü
1.44 MB, 3,5″ sürücü
2.8 MB, 3,5″ sürücü ‘lerdir.
Günümüz bilgisayarlarında en yaygın kullanılan sürücü 3,5″,1.44mb’lik sürücüdür. Bu sürücü 720kb ile 1.44mb’lik disketleri okuyup-yazabilmektedir.

1.3.2.2 Ekranlar (Monitörler) Ve Kartları

Ekranlar (Monitörler):
, çoğu zaman olarak da bilinen, görüntüleri oluşturan, içeren ve sunan bir araçtır. Bilgisayarların çoğunda katot ışınlı (-cathod ray tube) kullanılır. Katot is inli monitörlerin görüntü oluşturma mantığı TV ile aynıdır. liquid cyrstal display ve gaz plazma monitörler ise, daha hafif ve az yer kapladıkları için çoğunlukla taşınabilir sistemlerde kullanılırlar. , grafik kartları ile birlikte bilgisayarın temel görüntü sisteminin bir parçasıdır. Hem giriş hem de çıkış birimi olarak kullanılır. Giriş ve çıkış birimlerinden gelen verilerin sonuçlarının ekranda gözükmesini sağlar. Bilgisayarla kişi arasında iletişim sağlar.

(Cathode Ray Tube) () Ve Kartları:
monitörlerin çalışma prensibi hemen hemen tüm monitörlerde (monochrom, renkli) aynıdır. , elektron parçacıklarının hareketini kolaylaştırmak için havası alınmış bir tüpten ibarettir. Katod (elektron tabancası) tarafından seri halde yollanan elektron parçacıkları, tüpün değişik kesimlerine doğru hızla çarpar. Renkli monitörlerin çalışma ilkeleri de temelde aynıdır. Ama renkli monitörlerde 3 adet katot bulunur. Yeşil, mavi ve kırmızı ile bütün renkler elde edilebildiğinden, renkli monitördeki her bir elektron tabancası, ın gerisindeki tabakada bulunan bir fosfor noktacığına ateş eder. Elektron fosfora çarptığında onu parlatır, ama bu parlaklık çok uzun sürmez. Onun içindir ki, görüntü değişmese bile aynı işlemin tekrar tekrar yapılması gerekir. Katotlar ı sürekli olarak tazeler. Tarama ve tazeleme işlemi, ekranda satır satır yapılır. Bir text ın genişliği 80 karakter, boyu 25 satirdir. Grafik ekranda noktalar (pikseller) bulunur. Bir ekranda ne kadar çok piksel varsa ın çözünürlüğü artar. Örneğin çözünürlük 640 x 480, 800 x 600, 1024 x 768 piksel olabilir. ın kaliteli olmasının çok büyük önemi vardır. Ekranlardan titreşimsiz ve az radyasyonlu olanları tercih edilmelidir. Ekranların boyutu, 14, 15, 17, 19 ve 21 inch ‘dir. Ekranlardaki görüntü netliği noktalar arasındaki uzaklıkla ilgilidir. İki nokta arasındaki uzaklık ne kadar azsa o kadar iyi görüntü elde edilir. Ekrandaki noktalar arası uzaklığı 0.28 mm ve daha az olanlar tercih edilmelidir.

(Liquid Crystal Display) Monitörler:
Bu monitörler daha çok taşınabilir bilgisayarlarda kullanılır. , plastik bir tabaka içindeki sıvı kristalin ışığı yansıtması ilkesine dayalı olarak çalışır. monitörler ışığı yansıtarak görüntü oluşturdukları için, ışıksız bir ortamda bir şey görünmez. Fazla ışıklı ortamda ise ekranda ışık yansıması olacağından görüntü yine sağlıklı olarak algılanamayacaktır. Hareketli görüntüler çok bulanıktır. Sıvı kristal akışının yavaşlığı görüntü izinin hemen silinmemesine neden olur; bu dezavantajların yani sıra, harcadığı gücün düşük olması, çok küçük hacimleri ile taşınabilir bilgisayarlar için vazgeçilmezdir. monitörlerin taşıdığı olumsuzluklar son yıllarda üreticileri yeni arayışlara itmiştir. Bazı modellerinde, “arkadan aydınlatma” yöntemi kullanılarak ün bulunduğu ortamdaki ışık dengelenir. Böylece ekrandaki istenmeyen yansımalar bir ölçüde önlenir.

Çeşitleri:
Su ana kadar çeşitli teknolojileri kullanılmıştır. Bunlar, pasif matris, dual scan ve aktif matris’tir.

Pasif Matris : monitörler genel ilkelere göre çalışırlar. Farklılaşma piksellerin aydınlatılmasında ortaya çıkar. Pasif matris monitörlerde, her bir piksel, tazelenmeden önce söner. Bu ekranlarda tek bir defada bir satırdaki pikseller aktif hale getirilir. Bir piksel tekrar aktif hale getirilinceye kadar parlaklığını kaybeder. tazeleme hızı çok yavaşlayarak görüntü kalitesinin düşmesine neden olur.

Dual Scan : bu monitörler genel olarak pasif matris gibi çalışırlar. Temel farklılık, ın ikiye bölünmüş olmasıdır. ın her bir bölümü ayrı ayrı taranarak, yenileme hızının iki katına çıkması sağlanır. Bu farklılık görüntü kalitesinde bir iyileşme sağlamaktadır.

Aktif Matris : pasif matris monitörlerin tersine aktif matrislerde, her bir pikseli kontrol eden ayrı ayrı transistorlar vardır. Bu transistorler, piksellerin henüz parlaklığını yitirmeden yenilenmesini sağlarlar. Her pikselin kendine ait bir regülatörü (dengeleyicisi) vardır. Bu dengeleyici yardımıyla her bir piksele ait voltaj diğerini etkilemediği için çok daha iyi görüntüler elde edilebilmektedir.

Kartları:
kartları, önceleri görüntüleri metin tabanlı monitörlere aktarmaya yarayan basit kartlardı. Örneğin, yazı yazdıkça bunları ifade eden 0 ve 1′lerden oluşan sinyalleri monitöre görüntü halinde gönderen, işlemcinin işlediği verileri doğrudan ekrana karakterler halinde yansıtan kartlardan ibaretti. Daha sonra uygulamalar geliştikçe kartlar da gelişti, ekranda grafik çizdirme özellikleri arttı. Bir gün video görüntülerinin tam oynatılmasını sağlayan, bol sıkıştırmalı olduğu için az yer kaplayan MPEG-1 standardı çıktı. Bu standart, sıkıştırılmış görüntünün çözülerek kare atlamasız ve tam oynatılabilmesi için özel MPEG-1 kartlar gerektiriyordu. Ancak kısa sürede güçlü kartları da MPEG-1 oynatmaya başladı. O zamanlar üç boyutlu modelleme ve tasarım çalışmaları yapan (örneğin bu uygulamalarda oluşturdukları nesneleri bilgisayarda bir doku ile kaplatmak için güçlü kartlarına ihtiyaç duyan) profesyoneller dışında herkes, bir nda MPEG-1 oynatma özelliği bulunup bulunmadığından başka bir şeye bakmıyordu. Tabii bir de bir nın daha fazla rengi daha yüksek çözünürlükte gösterebilmesi bellek kapasitesine bağlı olduğundan, kartı üzerinde yeterli bellek bulunmasına özen gösterilirdi. Günümüzde kartlarında bunların yani sıra aranacak başka ölçütler de var. Ancak sunu bastan belirtmek gerekir: bugün kartlarındaki gelişmeler işlemcilerdeki gelişmeleri geçti. Teknolojisi en hızlı gelişen diyebiliriz. Artik 5-6 ayda bir yeni bir kartı teknolojisi çıkıyor. Günümüzdeki kartları PCI ve AGP veri yolunu kullanıyorlar. Veri yollan konusuna “ana kart” bölümümüzde değinmiştik. kartlarının kendi işlemcileri ve bellekleri olur. Bugün son kullanıcıya yönelik olarak yeni çıkan kartlarındaki işlemcilerin, tek basına, Pentium’lardan hemen önce kullandığımız 486 işlemciler kadar güçlü olduğu söyleniyor.

Çözünürlük, Renk, Hız : üzerindeki görüntü binlerce (veya milyonlarca) noktadan oluşur. Bunlara piksel adı verilir. Her bir piksel farklı renk ve parlaklığa sahip olabilir. Bir ekranda görüntülenebilen piksel sayısına çözünürlük adı verilir. ımız iki boyutlu olduğundan çözünürlük 1024×768 gibi iki rakamla ifade edilir. Bunların ilki yatay düzlemdeki, ikincisi dikey düzlemdeki piksel adedini ifade eder. Çözünürlük arttıkça ekranda daha fazla piksel görüntülenir. Ancak yüksek çözünürlükte küçülen piksellerin detay seviyesi yükselir ve monitörler boyutlarına bağlı olarak belirli bir çözünürlükten sonrasını gösteremezler. Çözünürlükler işletim sisteminde önceden belirlenmiş setler halinde tanımlanırlar (640×480, 800×600, 1024×768 gibi) ve bir bilgisayarda genelde bunların 2 veya 3′ü kullanılır. Standart monitörlerde en/boy oranı 4:3′tür. Bu çözünürlükler de buna uygundur (sadece 1280×1024 5:4′e karşılık gelir, ama bu da 4:3′e çok yakindir). Böylece görüntüler ekranda buna göre çizilir, bir daire elips seklinde görünmez. üzerindeki her piksel üç renk sinyalinin (kırmızı, yeşil ve mavi) bir bileşimi olarak görünür. Her pinel’in görünümü bu üç isinin yoğunluğu (parlaklığı) tarafından belirlenir. Her üçü de en yüksek parlaklıktaysa piksel beyaz görünür, en düşük ise siyah görünür vs. Bir pinel’de görüntülenebilen renk adedi, renk derinliğini belirler. Buna bit derinliği de denir, çünkü renk derinliği bit cinsinden ölçülür. Piksel basına daha fazla bit kullanılırsa, görüntünün renk detayı daha hassas, daha gerçeğe yakin olur. Tabii, renk derinliği arttıkça bellekte saklanması gereken bilgi sayısı da bit cinsinden artar. Bunun yanında nın işlemesi gereken veri sayısı artar, maksimum tazelenme hızı düşer. Aşağıdaki tabloda günümüz bilgisayarlarında kullanılan renk derinlikleri
Verilmiştir:
Renk derinliği görüntülenen
Renk adedi
Piksel basına bellekte
Kaplanan alan (Byte)
Renk derinliğinin genel ismi
4 bit (24) 16 0,5 standart VGA
8 bit (28) 256 1 256 renk
16 bit (216) 65,536 2 yüksek renk (high color)
24 bit (224) 16,777,216 3 gerçek renk (true color)

Kartı Tazelenme Hızları Ve Interlace: bir nda, kartı belleğinin (video belleği) içeriğini okumaktan sorumlu aygıt Ramdac’tir. Bellekteki sayısal verileri (1 ve 0′lardan oluşan) okuyup ün görüntüleyebileceği analog video sinyallerine dönüştürür. Ramdac’in dönüştürme ve aktarma becerisi, tazelenme hızını belirler. Bir nın tazelenme hızı, Ramdac’inin video sinyallerini saniyede kaç kere monitöre gönderebileceğine bağlıdır. Aynı şekilde ün de tazelenme hızı olur, çünkü o da bu gönderilen sinyallerle ı tekrar tekrar boyar. Bu işlemler belirli bir hızda yapılmazsa titreşim olur; gözü rahatsız eder. Tazelenme hızı bir frekans birimi olan Hz (hertz) cinsinden ölçülür. “interlacing” daha yüksek çözünürlüğü “ucuza” sunmak için geliştirilmiş bir tekniktir. ın satırlardan oluştuğunu ve bu satırlara bir numara konduğunu düşünün. Interlacing tekniğinde, ün elektron tabancası her tazelenme sırasın-da ın sadece yarısındaki satırları (tek veya çift numaralı satırları) yeniler. Intelacing normalde 87 Hz’de yapılır (aslında ın yarısı tarandığından 43.5 Hz). Bu işlem hızlı yapıldığı için gözümüz tek ve çift satırlardaki renk değerlerini ayrı ayrı çiziliyormuş gibi görmez ama toplam etkisi olumsuz olabilir. Örneğin yüksek tazelenme hızı isteyen animasyon, video gibi uygulamalarda titreşim yaşanır; çoğu insan da bunu fark eder, gözü rahatsız olur. Bu yüzden not-interlaced monitörler kullanmayı tercih ederiz.

Günümüzdeki Kartları:
Günümüzün kartları daha çok 3d grafikleri hızlandırıcı özellikleri ile ön plana çıktılar. Bu yüzden bunlara “3d grafik kartları” veya “3d hızlandırıcı” adı da verilir. Piyasaya hakim olan bu grafik kartlar iki boyutlu işlemlerde de (örneğin Windows altında çalışan ofis uygulamalarında, veya doğrudan Windows’ta) yüksek performans sunduklarından, bugünlerde 3d hızlandırma özelliği olmayan kartı almak pek akıllıca değil. Üstelik oyunların dışındaki 3d uygulamalar da bu kartlardan artik yeterince yararlanabiliyor. Yine de sadece ofisinizde sadece Word, Excel gibi uygulamaları çalıştırmak, Internet’e bağlanmak için bir kartı istiyorsanız, 3d özelliklerinin gelişmiş olup olmaması veya 3d uygulamalarda hızlı olup olmaması pek fark etmez, ucuz kartlar da isinizi görür. Günümüz kartlarının becerileri, büyük ölçüde üzerlerindeki işlemcilere bağlıdır. Nvidia, 3dfx, ati, matrox, Intel, sis, s3 gibi firmalar grafik işlemcileri üretiyorlar. Örneğin nvidia firması riva 128, riva 128zx, riva tnt gibi işlemci modellerinin ardından riva tnt2′yi çıkardı ve bu işlemcilere sahip kartlar yeni piyasaya giriyor. Nvidia’nin en büyük rakibi 3dfx firması başlarda sadece oyuncular için, mevcut na bağlanarak 3d oyunlarda çalıştırılabilen voodoo ve onu takiben voodoo2 kartlar üretti. Arada firmanın aynı amaçla 2d ve 3d uygulamalarda çalışan (yani ayrıca bir kartı gerektirmeyen) modeli voodoo rush pek başarılı olamamıştı. Ardından 2d ve 3d’nin başarı ile uygulandığı ama sınırlı özelliklere sahip voodoo banshe geldi. Şimdi de firma voodoo3 ile kullanıcıların karsısına çıkıyor. Matrox firması ise g100 ve g200 işlemcilerinden sonra simdi de g400 işlemcili modellerini piyasaya sürüyor. Bir zamanlar piyasanın lideri olmasına karşın 3d grafiklerde pek başarılı olamayarak geri plana düsen s3 firması ise tekrar toparlanmak için bu alanda ürettiği savage işlemcisinin ardından savage4 işlemcisini çıkardı. Atı ise yarışa rage serisinin son üyesi rage 128 işlemcilerle katılıyor. İşlemcileri ile bildiğimiz Intel firması, i740 işlemcisi ile gruba dahil oldu ama bu ucuz işlemci oyun severler tarafından eksik özellikleri ile pek rağbet görmedi. Firma bunun ardından henüz yeni bir grafik işlemcisi çıkarmasa da üzerinde çalıştığı biliniyor.

1.3.2.3 Sabit Disk (Hard Disk) Sürücü
Sabit disk bilgisayarın “veri merkezi”dir. Tüm programlarınız ve verileriniz burada saklanır. CDROM, teyp yedekleme birimi, gibi başka veri depolama ortamları da vardır ama sabit diskler, genelde hepsinden daha yüksek kapasiteli olabilmeleri, daha hızlı olmaları ve bilgisayar içinde sabit olmaları nedeniyle diğerlerinden ayrılır.
Yıllar boyunca sabit disklerin kapasiteleri, hızları ve fiyatlarında büyük değişiklikler oldu. 15 yıl önce 10 MB’lık bir disk 1000 $’a alınabilirken, bugün 65 GB’lık (yani 6500 kati kapasiteye sahip) bir sabit disk 180 $ civarında bir fiyata alınabiliyor, üstelik yeni diskler çok daha yüksek hızlara sahip. Sabit disk içinde metalik bir maddeden yapılmış, ama üzerindeki manyetik kaplama sayesinde yazılıp okunabilen bir veya daha fazla üst üste dizilmiş disk plakası vardır. Bu plakalar sabit bir hızda dönerken alttan ve üstten disk plakası üzerine oturan okuyucu kafalar, disk plakası üzerine bilgi yazar veya yazılmış bilgileri okur. Yani sabit diskte, diğer çoğu aygıtının aksine hareketli parçalar vardır.
Disk üzerindeki veriler, silindirler (cylinder), izler (track) ve bölümler (sector) halinde düzenlenir. Silindirler, diskin yüzeyindeki konsentrik izlerdir. Yani bir diskteki tüm disk plakalarının arka ve ön yüzeyinde birbirine denk gelerek sütun oluşturan her bir izin oluşturduğu bu sütuna silindir adı verilir. İz ise sektörlerden oluşur ve sektörler bir diskin 512 byte’lik en küçük birimidir.

Bir Diskin Hızını Belirleyen Çeşitli Faktörler:

1. Dönüş Hızı (Devir/Sn): her disk belli bir hızda döner. Günümüzde IDE arabirimini kullanan çoğu disk 5400 devir/sn hızında dönerken yakin zamanlarda 7200 devir/sn IDE diskler de yaygınlaşmaya başlamıştır. Hızlı SCSI disklerde ise 10 bin devir/sn. ulaşılabilir

2. İz Basına Sektör Sayısı: bir diske bilgi yazılırken dışarıdan başlanıp içeri doğru ilerlenir. Diş izler doğal olarak daha uzundur ve üzerlerinde daha fazla sayıda sektör vardır. Oysa diskin dairesel sekli nedeniyle her iz kafa altındaki tam bir turunu aynı sürede tamamlar. Bu da diş izlerdeki sektörlere bilgi yazmak veya okumak için daha hızlı erişildiğini gösterir.

3. Erişim Süresi (Access Time): aynı dosyanın veya çalıştırılmak istenen programın parçaları farklı izlerde olabilir. Erişim süresi kabaca, aranan bilgilere ulaşılması için bir izden diğerine, bir kafadan diğerine ve bir sektörden diğerine geçilerek aranan bilginin yer aldığı sektörün okunmasına kadar geçen ortalama süredir ve milisaniye cinsinden ölçülür.

4. Dahili Veri Transfer Hızı: amaç diske veri göndermek ve diskteki verileri almak olduğuna göre, transfer hızı bir diskin performansını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Dahili transfer hızı, disk plakaları üzerinden okunan bilgilerin, disk üzerindeki tampon belleğe, disk dışına gönderilmeye hazır halde aktarılması işleminin hızıdır. MB/sn cinsinden ölçülür.
5. Kullanılan Arabirim: diskten çıkan veriler, işlenmek üzere belleğe gider demiştik. İşte bunun için bir arabirim kullanılır. Artik IDE disklerde saniyede 33 MB veri aktarımı yapan ultra DMA/33 veri yolu standardı kullanılıyor. Oysa okunan bilgi diskin tampon belleğine yeterince hızlı veri aktarımı yapılmazsa bu kapasitenin pek bir önemi yoktur. Çünkü, diskin tampon belleğine daha yavaş bir sürede bilgi aktarılırken bu veri yolu atıl kalır. Bu yüzden 16,6 MB/sn kapasiteye sahip ata-2 disklerden ultra DMA/33 disklere geçildiğinde disklerin hızı iki kat artmamıştır. Çünkü, diskin dahili transfer hızı daha önemlidir. Aynı şekilde bugünlerde ultra DMA/66-100 disklere geçilmiştir. Bu da yine disklerin iki kat hızlanacağını göstermemektedir. Yine de yeni standartlar piyasaya hakim olmaktadır ve hızı belirleyen diğer faktörlerde de iyileşme olmaktadır.

Master/Slave: bir ana kart üzerinde iki IDE portu vardır ve her birine ikişer depolama aygıtı bağlanabilir demiştik. Bu portlardan biri birincil (primary) diğeri ikincil’dir (secondary). Bu portlardan birine iki aygıt bağlanacaksa birisi ana aygıt (Master) diğeri ikincil aygıt (Slave) olacaktır. Bu aygıtlar dört adede kadar sabit disk olabilir veya ana sabit disk dışında bunlardan biri veya birkaçı yerine sürücü, CD yazıcı, DVD sürücü bağlanabilir. Bir sistemde aynı IDE kablosu üzerinde iki disk varsa bunlardan biri Master, diğeri Slave olacaktır. Çünkü normalde işletim sistemi ana sabit diske yüklenir ve buradan açılır. Bu ayarlamayı diskin arkasındaki bir Jumper sayesinde yaparız. Diskin üzerinde Jumper hangi konumdayken diskin Master, hangi konumdayken Slave olduğu yazar. Aynı kural, aynı kablo üzerinde bir disk, bir CD sürücü veya CD yazıcı varken de geçerlidir. Ayrıca bilgisayarda kullanılan ses kartı üzerinde bir üçüncü IDE kanalı olabilir.

1.3.2.4 Teyp Yedekleme Birimleri
Genellikle önemli ve çok sayıda verinin bulunduğu bilgisayar sistemlerinde kullanılır. Bankalar ve büyük hacimli is yerleri buna en güzel örnektir. Bilgilerin önemliliği ve çokluğu, disk/ gibi yedekleme alternatiflerini güvenlik ve kapasite açısından ortadan kaldırmaktadır. Örneğin, bir bankada ya da benzeri bir is yerinde oluşturulan günlük verinin 100 MB civarında olduğu düşünülürse, veriler sıkıştırılarak diskete alınsa bile, ortalama 50 adet gerekecektir. Çoğu teyp yedekleme birimi, gerek veri sıkıştırma gerekse diğer tekniklere başvurarak, 1gb’a kadar veri yedekleyebilirler. Günümüzde bu değer daha da artmıştır. Bu durum da yedekleme birimlerinin disketlere göre ne kadar pratik olduğunu göstermektedir. Yedekleme birimleri ile gelen teyp yedekleme yazılımları, yedekleme işleminin kolayca yapılmasını sağlamaktadırlar. Bu tür yazılımların, hem kullanımı daha kolaydır hem de performansları iyidir. Ancak, çoğu yedekleme birimi DOS ortamında çalışmaktadır. Bu nedenle, Windows arabirimi olan yedekleme yazılımının sunduğu arka plan çalışma seçeneğinden yoksundur. Arka plan çalışma seçeneği, zamanını yedeklemeye ayırmak istemeyenler için idealdir. Teyp yedekleme birimleri harici ve dahili biçimde olabilmektedir. Eğer bilgisayar sisteminin boş bir sürücü yuvası varsa, buraya kolayca takılabilecek dahili bir teyp yedekleme sürücüsü, uygun bir çözümdür. Dahili teyp yedekleme birimlerinin çoğu, sürücü ile aynı arabirimi kullanır. Harici yedekleme birimlerinin iki modeli vardır. Birisi, bilgisayar üzerine takılan bir arabirim yardımı ile kullanılır. Diğeri ise, doğrudan paralel porta takılarak kullanılan modeldir. Bu modelde arabirim
Kullanılmadığı için performans düşmektedir. Ancak, taşınabilir olmaları bir avantaj sayılabilir.

Yedekleme için, teyp yedekleme sürücülerinin disketleri diyebileceğimiz kasetler (data kartuş) kullanılır. Kasetlerin de, disketlerde olduğu gibi, veri kaydetmeden önce formatlanmaları gerekir.
Kasetlerin bozulmasını engellemek için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:
•kasetleri çok nemli ortamlarda bırakmayın. Kaset içindeki manyetik şerit, nemden birbirine yapışabilir.
•doğrudan güneş ışığına ve ısıya maruz bırakmayın. Bu şekilde, manyetik şerit zarar görebilir.
•kaset içindeki manyetik seride kesinlikle dokunmayın.
•kasetleri duman, toz, statik elektrik gibi etkilerden korumak için özel koruyucu kabı içinde saklayın.
•kasetleri manyetik ortamlardan uzak tutun.
•son olarak da kasetleri periyodik olarak güncelleyin. Bu işlem, saklanan bilgilerin güvenliği açısından gereklidir.

1.3.2.5 Yazıcı (Printer)

Yazıcılar, bilgisayar ortamında üretilen sekil, grafik ve yazıların kağıda aktarılmasını sağlayan araçlardır her yazıcı, kendine özgü bir mikroişlemci ve sinirli sayıda karakter depolamasına olanak sağlayan bir tampon bellek taşır. Yazıcıların sınıflandırılmasında temel ölçüt, karakterlerin basımında kullanılan teknolojik farklılıktır. Bir yazıcının kalitesini belirleyen ölçütler ise, baskı hızı ve birim alandaki nokta yoğunluğudur. Renkli baskı yapabilmesi de yazıcı kalitesini belirleyen bir ölçüt haline gelmektedir. Baskı hızı, saniyede basılan karakter sayısı ya da lazer yazıcılarda olduğu gibi, dakikadaki sayfa sayısı ile ölçülür. Çeşitli türdeki yazıcılar bilgisayara paralel ya da seri olarak bağlanabilir. Bu bağlantıyı sağlayan arabirimler vardır. Seri bağlantı, halen bazı yazıcılarda kullanılmasına rağmen, çok yavaş olduğu için, daha hızlı olan paralel bağlantı tercih edilmektedir. Bilgisayar-yazıcı bağlantısında, veriler tek yönlü (bilgisayardan yazıcıya) olarak iletilir. Bilgisayar ile yazıcı arasında bilgilerin yani sıra kontrol işaretleri de yollanmaktadır. Bu işaretler kullanılarak, yazıcı ile bilgisayar arasında senkronizasyon ve işlem durumları hakkında bilgi alış verisi sağlanır. Örneğin, yazıcıda kağıdın bittiği bilgisayara bildirilerek, kullanılan programın kullanıcıyı uyarması sağlanır. Yazıcı teknolojileri, gün geçtikçe daha hızlı, daha çok renk verebilen, daha çok noktadan oluşan ve kaliteli çıkış verebilen ürünler ortaya koyabilmek için yarışmaktadır. Yazıcılar, farklı ihtiyaçları karşılayabilecek sekil ve modellerde üretilmektedir. Bunlar, nokta vuruşlu (matris), mürekkep püskürtmeli (inkjet) ve lazer yazıcılardır.

Nokta Vuruşlu (Matris) Yazıcılar:
Yazıcı türleri içinde en yaygın kullanılanıdır. İğneli yazıcı olarak da bilinir. Nokta vuruşlu yazıcıların yazma kafası, bir matris seklinde dizilmiş küçük iğnelerden oluşur. Nokta vuruşlu yazıcılarda bir karakterin kağıda basılması, yazma kafası içindeki iğnelerin bilgisayardan gelen sinyallere bağlı olarak hareket etmesi ile oluşur. İğneler, elektro mıknatısların yardımı ile öne çıkarak, gergin duran mürekkepli bir şerit üzerinden nokta vuruşlarla bir karakteri tanımlar. Bu şekilde, şerit üzerinden kağıda karakter basilmiş olur. Bu yazıcılarda kaliteyi belirleyen faktör yazma kafası içindeki iğnelerin şayisidir. 9, 18 ve 24 iğnelik yazıcılar bulunmaktadır. Bugün 9 ve 18 iğneli yazıcılar da kullanılmakla birlikte, 24 iğneli matris yazıcılar daha çok tercih edilmektedir. İğne şayisinin artışı, tek bir karakteri daha fazla nokta vurusu ile oluşturmayı, dolayısıyla birim alana daha fazla nokta sığdırabilmeyi sağlar. Bu ise, iğne şayisinin artması ile kalite arasındaki paralelliği ortaya koymaktadır. 9 iğneli yazıcılarda ortalama çözünürlük, 216 x 240 dpi (dot per inch/ inç basına nokta sayısı) kadardır. Tüm yazıcılarda olduğu gibi nokta vuruşlularda da bir tampon bellek bulunmaktadır. Nokta vuruşlular için bu bellek genel olarak 4kb ile 32kb arasındadır. Karakter çeşitliliğinin oluşturulması, bold karakterler için, aynı alana iğnelerin çift vuruş yapması ile, italik harfler için ise, farklı bir iğneler matrisi kullanılması ile gerçekleşir. Bu nedenle matris yazıcılarda karakter (font) sayısı çok azdır. Son yıllarda nokta vuruşlu yazıcıların renkli olanları da üretilmiştir. Yazma şeritleri birkaç renkten oluşan bu modeller, özellikle renk gerektiren grafikler için kullanılır. Genellikle kırmızı, sarı ve mavi bantlar
Taşıyan şerit, değişik renkler gerektiğinde, ikinci bir motor yardımı ile aşağı yukarı hareket ettirilir. Ancak bu şekilde iyi bir renk kalitesi alma olanağı yoktur. Renkli matris yazıcılar, yoğun renk kalitesi gerektirmeyen işlerde kullanılabilir. Nokta vuruşlu yazıcılar, normal kağıt kullanabilmelerinin yansıra, kenarlarında delikler bulunan ve “sürekli form” adı verilen özel kağıtlara da baskı yapabilmektedir. Nokta vuruşlu yazıcılar, fatura kesmek gibi çok kopya gerektiren baskı işlemleri için idealdir.

Mürekkep Püskürtmeli (Inkjet) Yazıcılar:
Bu yazıcılar, yazma kafaları delikler matrisinden oluşan yazıcılardır. Bu yazıcıların yazma kafasının ardında özel bir
Mürekkep içeren hazne bulunur. Bu hazneye kartuş adı verilir. Kartuştaki mürekkebin özelliği ise, manyetize edilebilmesidir. Bilgisayardan gelen komutlara bağlı olarak haznenin belli bölgeleri manyetize edilir. İçerdeki sıvı mürekkep, bu bölgelere denk düsen deliklerden dışarı fırlatılır. Isıtılarak fırlatılan mürekkep kabarcığı doğrudan doğruya kağıt üzerine yapışır. Mürekkep püskürtmeli yazıcılar, yazma kafası bakımından, iğneler matrisinden oluşan nokta vuruşlu yazıcılardan temel olarak ayrılırlar. Diğer yandan nokta vuruşlu yazıcılar ile benzesen yönleri de vardır. Bunlardan ilki özellikle mürekkep kullanma şekilleridir. Diğeri ise yazıları karakter karakter basmalarıdır. Püskürtmeli yazıcıların nokta vuruşlulara göre en önemli üstünlükleri baskı kaliteleridir. Ancak yine de bir lazer yazıcı kadar iyi baskı yapamamaktadır. Nokta vuruşlularda olduğu gibi, karbon kağıdı ile baskı çoğaltmaya olanak vermez. Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda renkli baskı da yapılabilmektedir. Temel üç renk, üst üste aynı noktaya basıldığında diğer renkler elde edilir. Bazı modeller dışında renkli ve siyah kartuşlar ayrı ayrı bulunmaktadır. Mürekkep püskürtmeli yazıcıların çözünürlüğü ise, 75 ile 600dpi arasında değişmektedir. Püskürtmeli yazıcılarda bulunan tampon bellek, l6kb ile 4mb arasındadır.

Lazer Yazıcılar:
Lazer yazıcılar, su ana kadar üretilenler içinde, hızlı ve kaliteli baskı yapabilen, en iyi yazıcılardır. Üretildiğinden beri masaüstü yayıncılık alanında vazgeçilmez bir araçtır. Bu yazıcılardan, matbaa kalitesinde çıkış alınabilmektedir. Özellikle aydınger ya da asetat üzerine çıkış alınabilmesi önemli bir özelliğidir. Çünkü bu yolla baskı öncesi hazırlık aşamalarının yerine getirilmesi sağlanabilmektedir. Lazer yazıcılar, fotokopi makinelerine benzemektedir. Lazer
Yazıcılarda da fotokopi makinelerinde olduğu gibi toner kullanılmaktadır. Toner tanecikleri, bilgisayardan gelen veriler yardımı ile kağıt üzerine basılır. Her bir toner taneciğinin bir noktadaki yoğunluğu çözünürlüğü ifade etmektedir. Çözünürlük, dpi (dot per inch/ inç basına nokta sayısı) olarak gösterilen bir değerdir. Bugün yaygın olarak 600 dpi’lik lazer yazıcılar kullanılmaktadır. Yazıcının belleğinde oluşturulan sayısal sayfa görünümü, lazer tabancası yardımı ile tambur üzerine aktarılır. Tamburun, lazer ısınıyla manyetize edilen bölümlerine toner yapışır. Bu şekilde, tambura değen kağıt üzerinde, istenilen karakter ve grafikler oluşur. Lazer yazıcıların sessiz çalışmaları, kalite ve hızlarının yanında en büyük özellikleridir. Lazer yazıcıların bir dezavantajı, sürekli form kullanamamasıdır.
Bu yazıcıların hızı, ppm (page per minute/dakikadaki sayfa sayısı) ile ölçülür. Diğer yazıcılarda olduğu gibi lazer yazıcılar da bir mikroişlemci ve bellek taşımaktadır. Bellek 512kb ile 4mb arasında değişmektedir. Lazer yazıcıların renkli baskı yapabilenleri de üretilmektedir.

1.3.2.6 Çiziciler (Plotter)

Standart bir yazıcı ile çizilmesi mümkün olmayan resim ve grafiklerin çizilmesi için kullanılan bir çıktı aygıtıdır. Özellikle mühendislik ve mimarlık alanlarında ayrıntılı planlar ve karmaşık tasarımlar için kullanılan çiziciler, bilgisayara seri porttan bağlanır. Çizicinin bütün yazıcılardan temel farkı, baskı yaparken kullandığı araçtır. Yazıcılar kağıdın üzerine birtakım harf ve karakterleri ya da noktaları basarken, toner ya da mürekkep kartuşu kullanır. Çiziciler ise, kağıdın üzerine şekilleri çizmek için bir kalem kullanır. Bu kalem çeşitli renklerde olabilir. Çiziciler, yazıcılardan çok daha büyük boyutlardaki kağıtlara baskı yapabilir. Standart bir çizici kağıdının boyutları, 21.59×27.94 cm ile 91.44×121.92 cm arasındadır. Çiziciler daha çok cad (computer aided design/bilgisayar destekli tasarım) yazılımları tarafından desteklenmektedir. Bilgisayardan gelen verilere göre, çizicideki kalemlerin hangi noktadan çizmeye başlayıp hangi noktada duracakları belirlenir. İki tür çizici çeşidi vardır:

Drum Çizici:
Çizim sırasında kağıt da kalem gibi hareket eder. Drum çizici modelleri, daha büyük kağıtlarla çalışma olanağı tanır.

Flatbed Çizici:
Bu çizicilerde kağıt sabittir. Kağıdın sabit tutulduğu modellerde, çizimler daha hassas ve kesindir.

1.3.2.7 Ses Kartları

Ses kartları, bilgisayarlarda bir zamanların beeep sesinin ötesinde, olağanüstü sesler sunabilen kartlardır. Bilgisayar hoparlöründen çıkan basit sistem sesleri de ses kartları yardımıyla yükseltilebilir. Ses kartlarının harici hoparlörleri bulunmaktadır. Ses kartları, genel olarak 8 ve 16 bitlik olabilmektedir. Bunlara, sound blaster ve sound blaster16 örnek verilebilir. 32 ve 64 bitlik ses kartları da bulunmaktadır. Her alanda olduğu gibi bu alanda da çeşitli standartlar vardır. Ses kartınız sound blaster ise hiçbir uyum problemi çıkarmadan kullanılabilir. Hemen hemen tüm bilgisayar programları sound blaster’i desteklemektedir. Sound blaster’dan sonra gelen ses kartı standardı ise adlib’dir. Ses kartları, bilgisayarların birkaç ses çıktısı verebilen özel ses birimleri haline gelmiştir. Ayrıca bir mikrofon ya da bir müzik aygıtından girilecek sesler bilgisayar üzerine işlenebilir. Çıkış güçleri ortalama 3-5 watt arasındadır. Gelişmiş ses kartları yardımı ile bilgisayara sesle kumanda etme olanağı da ortaya çıkmaktadır. Sound blaster16 pro ile gelen bir yazılım yardımı ile Windows ortamında tüm komutlar sesli olarak verilebilir. Ancak bir sesin tanımlanması hiç de kolay değildir. Örneğin bir komutun uygulanması için, komutu veren kişinin çok farklı şekillerde o komutu tekrar etmesi gerekmektedir. Ancak gelişmekte olan teknoloji, bu sorunları asarak bilgisayarların sesli kontrol edileceği günleri müjdelemektedir. Ses kartları, gelişen oyunlar ve Windows’un sunduğu olanaklar ile birlikte bir bilgisayar için vazgeçilmez olmaktadır. Ses kartları ile birlikte video / grafik uygulamalarının gelişmesi ile çoklu ortam (multimedia) kavramı doğmuştur. Çoklu ortam metin, ses, grafik ve videonun bir arada kullanılmasıdır. Çoklu ortam, yakin vadede bir bilgisayar için vazgeçilmez bir standart halini almaktadır.

1.3.3 İletişim Birimleri

İletişim birimleri, bilgisayarın klavye ve fare dışındaki diğer bilgisayarlara ve elektronik aletlere bilgi göndermeye ve onlardan bilgi almaya yarayan, bilgi alışverişini sağlayan birimleri, seri ve paralel giriş –çıkış birimleridir. Bilgisayarlarda iletişim, seri ve paralel olarak gerçekleşmektedir.

1.3.3.1 Seri İletişim

Bilgisayara verileri bir dizi seklinde göndermek ve aynı şekilde almak için oluşturulmuş bir giriş/çıkış kapısıdır. Seri çıkış, bir kablo üzerinden verileri bir sıra halinde, her seferinde 1 bit olmak üzere yollar. Verilerin transfer edildiği kablolar iki tanedir. Bu şekilde bir kablodan veri gönderilirken diğerinden veri alınabilir. Seri giriş -çıkışlara modemler, fareler ve yazıcılar bağlanır. İki bilgisayar arasına bir seri iletişim kablosu bağlayarak, bunlar arasında veri transferi gerçekleştirilebilir. Seri giriş -çıkışlar kısaca com port (communication port/iletişim portu) olarak adlandırılırlar. Bir bilgisayarda birden fazla seri giriş –çıkış bulunabilir. Bu çıkışlar coml, com2, vb. Diye adlandırılır. Standart bir bilgisayarda, artırılabilmekle birlikte, çoğunlukla iki adet seri giriş -çıkış bulunmaktadır. Bilgisayarın seri giriş -çıkışlar rs-232c (electronics industries association reference standard 232 version c) olarak bilinen uluslararası standartla uyumludur. Seri giriş -çıkış konektörleri, 9 ve 25 pinlidir.

Hand Shake: bilgisayar ile çevre birimleri arasındaki gerekli iletişimin sağlanabilmesi için, veri alışverişinden önce yapılan hazırlık işaretleşmesine el sıkışma (hand shaking) denir.

1.3.3.2 Paralel İletişim

Seri giriş -çıkışlarda olduğu gibi paralel çıkışlarda da veri gönderilir. Ama bir seferde 1 Byte, her biri 1 bit olmak üzere 8 kanaldan gönderilir. Bitler aynı anda gönderildiğinden, kablo üzerinde birbirlerine paralel olarak gönderilmiş gibi olur. Paralel giriş -çıkış, adını da bu durumdan almaktadır. İlk olarak centronics firması tarafından geliştirilen paralel giriş -çıkışlar, centronics arabirimi” olarak adlandırılmıştır. Paralel çıkışlara genellikle yazıcılar bağlanmaktadır. Bu çıkışlar LPTl, LPT2, vb. Diye adlandırılır. Bilgisayarların çoğunda tek bir paralel çıkış (LPT1) bulunmaktadır. Seri giriş -çıkışa göre daha hızlıdır. Ancak kablo uzunluğu arttıkça, paralel çıkışların güvenilirliği azalır. Aradaki mesafenin uzaması, paralel olarak gönderilen verilerin birbirleriyle karışması (crosstalk) olasılığını artırır. Bu nedenle, yazıcı kabloları belirli bir uzunluğu asmaz. Uzun mesafeli veri iletişiminde ise seri çıkışlar tercih edilmektedir.

1.3.3.3 Modemler

Modem, sözcük yapısı olarak, modülatör ve demodulator sözcüklerinin ilk hecelerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Modemler, doğrudan ya da telefon hattı ile bilgisayarları birbirlerine bağlar. Böylece dünyanın her yerindeki bilgisayarlar birbirleri ile veri alışveriş inde bulunabilir. Modemlerin hızları, bps (bits per second/saniyede aktarılan bit sayısı) olarak ölçülür. Standart olarak, 300, 1200, 2400, 4800, 9600, 14400, 28800, 33600, 56000 bps sıralaması geçerlidir. Günümüzde 2400 bps’in altında modem kullanılmamaktadır. Çok hızlı bir modem bile ancak telefon hattının izin verdiği hızda bağlanabilir. Su anki telefon hatları ile en fazla 28800 hızında bağlanılabilmektedir. Modemlerde iletişimi belirleyen unsurlar arasında, hızın yani sıra protokoller de vardır. Bunlar, yazılım ya da ile sağlanan sıkıştırma (compression) ve hata düzeltme (error correction) protokolleridir. Bu protokollerden en yaygın kullanılanları şöyledir: hata düzeltme, mnp2-4 (microcom networking protocol) / v.42; sıkıştırma ise mnps / v.42bis’tir. Mnp2-4 protokolü hat gürültüsü (line noise) olduğunda etkin kullanım sağlar. V.42bis protokolü ise, metin ya da kolay sıkıştırılan dosyaların transferinde etkin kullanım sağlar. V.42bis’in dosyaları, arj ya da zıp dosyaları kadar iyi sıkışmış değildir. Bu nedenle daha çok arj ya da zıp dosya türleri tercih nedeni olur. V.42bis protokolünün bir başka özelliği ise, modemlerin daha hızlı görünmesini sağlamasıdır. Örneğin 14400 modem 57600 bps gibi görünür. Modemler ilk ortaya çıktığında, sadece veri transferini sağlamaktaydı. Günümüzde ise modemler kullanıcılara faks işlevini de sunmaktadırlar. Faks/modem kartları, standart bir faks cihazı ile yapılabilecek işlerin ve birçok durumda daha fazlasının da yapılmasını sağlayabilecek işleve sahiptir. Faks/modem kartları, class1 ve class2 olarak iki grupta ele alınır. Bugün yararlanılan faks programları oldukça gelişmiştir. Bu programların işlevlerine, bir veritabanına girilmiş numaralara sırayla faks çekebilme, her birine özel işlemler yapabilme, meşgul olan numaraların tekrar aranmasını sağlama ve gelen fakslardan veri toplayabilme işleri örnek olarak gösterilebilir. Tüm bunların yapılabilmesi, kullanılan yazılımın gelişmişliğine bağlıdır. 14400 bps ve üstü modemlerin birçoğu son zamanlarda ses desteği de sağlamaktadır. Bu modemler özel yazılımlar ile bir telesekreter gibi kullanılabilir. Hatta etkileşim olarak hizmet verenleri de vardır. Bu tür modemler yoluyla yönlendirilebilen ses uygulamaları geliştirilebilir. Bu işlem ise, kullanıcıların yapacağı seçimler doğrultusunda gerçekleştirilir. Örneğin, yapılacak seçim doğrultusunda, kullanıcıların gelen mesajları dinlemesi sağlanabilir.

Modemler, Dahili (Internal) Ve Harici (External) Olmak Üzere İki Çeşittir.

Dahili Modemler: dahili modemler, bilgisayara takılan diğer kartlar gibi, kasa içinde bir yuvaya takılır. Modem kartının üzerindeki iki çıkıştan biri telefon hattına, diğeri ise telefon aygıtına bağlanır.

Harici Modemler: harici modemler ise, ayrı bir aygıt seklindedir. Bu nedenle, bilgisayara, seri çıkışların birinden ara kablo yardımı ile bağlanır. Bilgisayarın dışında olduklarından elektriği bilgisayardan alamazlar. Bu nedenle bir adaptörleri vardır. Bağlantı işlemi, telefon hattının modeme ve modemden de telefon aygıtına bağlanma yoluyla gerçekleşir.

1.4 Bilgisayar Yardımcı Kartları

1.4.1 Ethernet Kartları
Ethernet kartları network sistemlerinde kullanılan bilgisayarlar (terminaller ve ana bilgisayarlar) arasındaki iletişimi sağlayan devrelerdir. Ethernet kartlar 8, 16 ve 32 bit’lik olabilmektedir. Ethernet kartları çeşitli bölümlerden oluşmaktadır. Bu bölümler:

UTP (Unshielded Twisted Pair) Port: bir kablo bağlantı çeşididir. Bu kablo yardımıyla yapılan, bilgisayarlar arası bağlantı ana bilgisayara bağlı dağıtıcı aygıtlar (multiplexer) yardımıyla terminallere dağıtılır.

Led Indicators: bu ışıklar (Led) yardımıyla giden-gelen veriler, çakışma, kablo kopukluğu gibi durumlar gözlenir.

Socket For Optional Boot Rom: sistemin Ethernet kart üzerine takılan bir rom devre yardımıyla açmasını (ana bilgisayara bağlanması) sağlayan bootrom’ un takıldığı yuvadır.

BNC Port: yaygın olarak kullanılan bir bağlantı çeşididir. Kısa mesafelerde kullanılır ve ucuzdur. Çeşitli bilgisayarların aynı hat üzerinden seri olarak bağlanmasını sağlar.

Jumper Ayarları: Ethernet kartlar üzerinde çeşitli Jumper ayarları bulunmaktadır. Bu Jumper ayarları boot rom seçimi, kablo mesafesi, IRQ, I/O base adress v.b ayarlamalar içindir. Bazı Ethernet kartlarda Jumper bulunmamaktadır. Yapılacak ayarlamalar, kartla birlikte gelen bir setup yazılımı yardımıyla yapılır.

1.4.2 SCSI Arabirimi Kartı

SCSI (Small computer system interface), bir disk arabiriminin ötesinde çok çeşitli çevre birimlerini denetleyen bir aygıt yöneticisidir. SCSI, kendi üzerindeki BIOS yardımı ile bilgisayarın BIOS’ undan bağımsız olarak çeşitli çevre birimlerini yönetmektedir. SCSI, , sabit disk, sürücü, teyp yedekleme birimi gibi art arda bağlanmış 7 adet aygıtı denetleyebilir.

1.4.3 Televizyon Ve Radyo Kartları

Bu kartlar takıldığında bilgisayardan televizyonu seyredebilir ve radyo dinleyebilirsiniz. TV ve radyo kartı ayrı birer kart olabildiği gibi tek bir kart üzerinde ikisi de olabilmektedir. TV kartı ile görüntüler resim olarak yakalanabilir. Ayrıca kamera bağlanıp görüntü aktarılabilir ve video konferans yapılabilir.

1.5 Bazı Donanımların Püf Noktaları

1.5.1 Sabit Disk Püf Noktaları

• sabit diskler darbelere karşı son derece duyarlıdır. Bir disk 10 cm’den düşse bile hasar görebilir. Bu durumda disk kafası disk plakası üzerinde zıplar ve küçük partiküller koparır. Bu partiküller disk içinde dağılarak kafanın daha fazla zıplayıp zamanla daha fazla zarar oluşmasına yol açar. Bu da disk üzerinde yazılan bilgilerin okunamamasına, hatta işletim sisteminin (yani bilgisayarın) açılmamasına yol açar. Bu yüzden bilgisayarınızı darbelere karşı korumalı, disk söküp takarken dikkat etmelisiniz.
• yeni bazı disklerde darbe koruma sistemi vardır. Bunlarda disk kafası süspansiyonludur. Bu tür diskler tercih edilebilir.
• bazı diskler (özellikle de yüksek devirli olanlar) aşırı ısınabilir. Bu yüzden ve diğer aygıtlar titreşimli çalışabileceğinden, diski kasa içinde başka bir aygıtla taban tabana yerleştirmemekte fayda vardır.
• disk üzerinde dosyalar çok dağınık bir biçimde yer alabilir. Çünkü bir dosya yazılırken ilk boş bulduğu sektöre yazılır. O yer dolarsa geri kalanı başka bir yerdeki sektöre yazılabilir. Çünkü arada yazılıp silinen dosya ve programlar boşluklar yaratır. Bu da diskten okuma hızını yavaşlatır. Disk birleştirme yazılımları (”defrag” yazılımları) bu sorunu ortadan kaldırarak diskteki dosyaları yanaşık düzen dizer. Örneğin, Windows 9x ile birlikte disk Defragmanter adli böyle bir yazılım gelmektedir.
• diskler formatlanarak veri yazılıp okunmaya hazır hale getirilir. Her işletim sistemi bunun için diskleri “cluster” adı verilen mantıksal bölmelere ayırır. Dosyalar da bu bölmelere yazılır. Örneğin, Windows 98′de artik 32k’lik bölmeler kullanılmaktadır. Bu sisteme fat32 adı verilir. FAT, dosya atama tablosu (File Allocation Table) anlamına gelir. Yani bu sistem dosyaların disk üzerindeki adreslerini tutar. Ancak diskte bazen dosyalarda bozulmalar olur ve dosya adresleri belirlenemez hale gelir. Windows ile gelen scan disk veya ayrıca satın alınan norton disk Doctor ve Tiramisu gibi yazılımlar bu hataları bulup onarmaya çalışırlar. Bazen dosyalar çok karışır, düzeltilemez. Diskin tekrar formatlanıp işletim sisteminin yüklenmesi gerekir. Bu yüzden işler çok karışmadan düzenli aralıklarla (örneğin haftada bir) Scan Disk ve Disk Defragmanter programlarını çalıştırıp diski düzenlemekte fayda vardır.
• bir disk iki mantıksal bölüme ayrılabilir. Böylece bir disk iki ayrı sürücü halinde ayrı ayrı formatlanabilir. Bunu Windows/Command klasöründe gelen fdisk programı ile yapabiliriz. Ancak hem formatlama hem fdisk işlemi diskteki tüm bilgileri siler.
• bir diskteki dosyaları sildiğinizde dosyalar değil, aslında adresleri silinir. Yani norton unerase gibi programlarla silinen dosyaları geri kurtarmanın yolu vardır. Ancak bu işlem dosyanın silinmesi üzerinden çok geçmeden yapılmalıdır. Çünkü diske yeni dosyalar yazıldıkça, adresleri silinen dosyaların üzerine yazılıp bunları kurtarılamaz hale getirilebilir. Neyse ki Windows 9x’te sildiğiniz dosyalar önce geri dönüşüm kutusu adı verilen özel bir klasöre aktarılır. Bu kutuyu boşaltmamışsanız, içindeki dosyaları geri alma şansınız vardır.

1.5.2 Bellek Püf Noktaları

• bazı bellekler pc100 olarak etiketlenmesine karşın bu standarda uygun değildir. Sistem veri yolunuz 100 MHz ise (örneğin Pentium II 350 ve üzeri işlemci kullanıyorsanız) 6-8 nanosaniye hızında, kaliteli sdram bellek almaya özen gösterin. Aksi halde sistem çökmeleri, Windows kurulurken hata mesajları ve uyumsuzluklar bas gösterebilir.
• farklı tipte bellekleri karma olarak kullanmanızı önermeyiz. Çünkü sis tem düşük hızda olanın hızına ayak uydurur. Bunun ötesinde, uzun vadede bu belleklerin dehidrasyona uğrayacağı, yani içlerindeki mikro devrelerin aşınıp belleğe zarar vereceği söyleniyor.
• iki sdram bellek kullanırken bilgisayar açılmıyorsa aralarında bir boş yuva bırakın.
• günümüzde ortalama bir bilgisayarda yeterli bellek kapasitesi 256 MB’a ulaştı. Bellek kapasitesini yükseltmek bilgisayarınızı her zaman hızlandırmaz.

1.5.3 Kartı Püf Noktaları

• iyi bir kartı kullanıcısı olmanın püf noktası yeni sürücülerini takip etmekten geçer. Sağ olsunlar, çoğu firma neredeyse ayda bir yeni sürücü çıkarır. Üretici veya distribütör firmanın web sitesini sık sık ziyaret etmeyi unutmayın.
nız için asil sürücüyü üreten firma, kartın üreticisidir. Ancak kart için işlemci üreten firma da zaman zaman “generic”, yani o işlemcinin bulunduğu tüm kartlarda kullanılabilecek sürücüler geliştirirler. Bu sürücüler bazen kartın daha hızlı çalışmasını, bazen o ana kadar desteklenmeyen oyunları desteklemesini sağlar. Öte yandan kartın üreticisi de kendi sürücülerine kartına özgü eklentiler yapar (ayarlar, TV çıkış özellikleri vb. İçin). Yani “generic” sürücülerle bu özellikleri kullanamama olasılığı da var. En iyisi her iki tarafı da takip edip sizin için en uygununu kullanmaktır.
nızı kurmayı iyi öğrenin. Çünkü bazı kartlar basit bir setup programının çalıştırılması ile kurulurken, bazıları epey zorlayıcı oluyor.
kartı işlemcileri de overclock edilir (normal çalışma hızının üstünde çalıştırılır). Hatta yeni kartların çoğunda bu işlem için gerekli yazılım kartın sürücüleri ile birlikte geliyor. Ama kartın güvenilir çalışması açısından bunu acemi kullanıcılara önermeyiz.
• çoğu yeni grafik kartı gerçek performansını güçlü bir CPU ile gösterir.
• günümüzde iyi bir grafik kartı OpenGL API’ sini tam anlamı ile desteklemesinden anlaşılıyor. Bazen bir iki oyunda OpenGL API’ sinin kullanılmasını sağlayan minigl sürücüler (genelde kartın işlemcisini üreten firma tarafından) çıkıyor ama daha kapsamlı bir destek OpenGL icd olarak adlandırılan sürücülerle geliyor. Bu yüzden OpenGL icd sürücüsü olmayan kartlar biraz küçümsenir.
• oyunların bazıları 16 bit renk derinliğinde çalışır, Windows’tan renk çözünürlüğünü 16 bite getirmeniz gerekebilir.
• normal Windows kullanımında Windows’un denetim masası / görüntü özellikleri / ayarlar bölmesinden çözünürlük, tazelenme hızı ve renk derinliği ayarları ile oynayarak sizin için en uygun ayar kombinasyonunu bulabilirsiniz.
• yine tekrarlayalım: kartları çok derin ve her bir detayı ayrı ayrı incelenip hakkında sayfalar dolusu yazı yazılabilecek bir konu. Burada temel bilgiler aldıktan sonra dergilerde yayımlanan yazılan takip etmeyi unutmayın.

1.5.4 () Püf Noktaları

• iyi bir , yüksek çözünürlüklerde titreşimsiz çalışır. 14 inç bir için 800×600, 15 ve 17 inch için 1024×768; daha üzeri için 1280×1024 ve üzeri çözünürlükler önerilir. Bu çözünürlüklerde tazelenme hızı 70 Hz’in altına düşmemelidir (85 Hz olabilir).
• bir ün kalitesi, aynı zamanda ın her tarafında çizgileri düz gösterebilme, renkleri dağıtmama, metin ve grafikleri net gösterebilme, renkleri canlı gösterebilme becerilerine bağlıdır. Önce üzerindeki düğmelerle en uygun ayarları yapılmalıdır.
• bazen nız ile ünüz uyuşmayabilir. Bu durumda açılmayabilir veya desteklediği çözünürlükleri göstermeyebilir. Monitörlerin de sürücüleri olabilir (özellikle de iyi marka ismine sahip olanların). Bunları denemenizi, ise yaramıyorlarsa ve kartı üreticisinin web sitelerinden bilgi almanızı öneririz. Bazen Windows Registry bölümünde yapılacak bir ayar bu sorunları giderebilir.
• düz kare monitörler daha iyi görüntü verir. Ayrıca yansıma önleyici kaplama, TCO 95, MPRII gibi enerji ve ergonomi standartları bir ün kalitesi hakkında fikir verir.

Bu yazı admin tarafından yazılmış toplam 1873 kere bugün ise 6 kere okunmuş. Şu anda bu yazıyı okuyan 1 kişi var.

Etiketler: , , , , , , , ,


“Donanım Araçları 2” yazısına 3 Yorum yapılmış

  1. canan

    çok güzeeeeeeeeeeeeel

  2. figennn

    tek kelime ile süperrrrrr

  3. figennn

    süper olmuşşşşşşşşşşşş

Yorum Gönder